<%@ Language=Web sitesinden devral %> ILICA MÜFTÜLÜĞÜ RESMİ WEB SİTESİ
Aziziye Ziyaretçi Defteri İletişim Bilgi Edinme Dinimizi Öğrenelim Etkinliklerimiz  
AZİZİYE MÜFTÜLÜĞÜ RESMİ WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ
Ana Sayfa 

T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

 

Sayı :
Konu:
 

30.05.2008
 

İL MÜFTÜLERİ SEMİNERİ SONUÇ BİLDİRGESİ
 

 

(27 Mayıs 2008, VAN)

 

Toplumun din alanında karşılaştığı sorunları yakından takip eden Başkanlığımız, merkez ve taşra teşkilâtımızın uyumlu ve etkin şekilde çalışmasını sağlamak, din hizmetinin verimliliğini daha da artırmak amacıyla ülkemizin farklı illerinde belirli aralıklarla İl Müftüleri Seminerleri düzenlemektedir. Başkanlığımızca mutat hâle getirilen İl Müftüleri Semineri, bu kez 25-27 Mayıs 2008 tarihlerinde Van ilimizde gerçekleştirilmiştir. Bu seminerde Başkanlığımızın görev ve sorumluluklarına ilişkin ortak bir bakış açısı oluşturulması, din alanında karşılaşılan sorunların çözümü ve daha etkin bir din hizmeti sunulmasında bölgeler arası farklılıklar ve din hizmetlerinin bu farklılıkları dikkate alarak yürütülmesi üzerinde durulmuş, ayrıca bazı güncel dinî konular müzakere edilmiştir. Başkanlığımızın üst düzey yöneticileri ve il müftülerinin katılımıyla gerçekleştirilen bu seminerde aşağıdaki hususların kamuoyuyla paylaşılmasının yararlı olacağı düşünülmüştür.

1. Çağımız, küresel iletişimin bilgi alışverişinde bütün dünyaya yeni imkânlar tanıdığı, üretilen bilginin teknolojiye dönüştüğü ve teknolojinin farklı kültür ve alışkanlıkları beraberinde getirdiği, her toplumun belli ölçekte bir değişim süreci yaşadığı bir dönemdir. Bu süreçte ortaya çıkan yeni ve farklı problemlere doğru dinî bilgilerden yararlanarak çözümler üretmek ve din hizmetlerinin daha sağlıklı ve hızlı biçimde yürütülmesini temin etmek büyük önem arz etmektedir.

Gerek kültürel doku ve gelenekler, gerek ekonomik ve sosyal yapı bakımından farklılık gösteren bölgelerde yaşayan insanımızın din hizmeti alanındaki ihtiyaç, öncelik ve beklentilerinde bazı farklılıkların olmasını tabiî karşılayan Başkanlığımız, vatandaşlarımız arasında toplumsal birliği sağlayan en güçlü bağlardan biri olan dinin ve din hizmetinin, söz konusu farklılıkları gözeten, ancak bu farklılıkları milletçe birlik ve beraberliğin temel harcı yapan ve her bir ferdin aynı ülkenin eşit düzeyde onurlu bir vatandaşı olduğunu vurgulayan bir anlayış içinde sunulması gerektiğini her vesileyle ifade etmektedir. Bunun için de Başkanlık ve il müftülüklerinde ‘Din Hizmetlerinin Sunumunda Bölgesel Farklılıklar ve Öncelikler’ başlığı altında yapılacak çalışmalar, bütün din görevlilerimize hizmetlerinde yol gösterecek, din hizmetinin daha verimli şekilde yürütülmesini sağlayacaktır.

2. Türkiye’nin dinî-kültürel atlası incelendiğinde bu harita üzerinde İslâm dini alanında birden çok tasavvur, yorum ve yaklaşımın İslâm’ın ortak inanç esaslarında buluştuğu açıkça görülür. Bu itibarla Ülkemiz, bu farklılıkları cem etmeyi başarmış ender Müslüman ülkeler arasında en başta gelmektedir. Bu bakımdan demografik hareketlilikler, kültürel farklılık ve hayat tarzları arasındaki görece ayrışmalar incelendiğinde, ülkemizdeki mevcut inanç yapısının nasıl olup da bir bölünmeden çok, zengin ve sağlam bir buluşma noktasına işaret ettiği sosyal bilimcilerin analiz etmeleri gereken bir noktadır.

3. Çeşitli sebeplere bağlı olarak meydana gelen nüfus ve göç hareketleri, toplumsal kültürün şekillenmesinde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan özellikle yerinden olmuş toplulukların hareket coğrafyası, göç alan ve göç veren şehirlerdeki kültür değişmelerinin bilimsel olarak ortaya konması, din hizmetlerinin yürütülmesi açısından önem arz etmektedir.

Bu bağlamda, tarihte konar göçer olarak yaşamış, bugün çeşitli şehirlerde mesken tutsa da, hala yerleşik kültürü benimsemekte bazı problemler yaşayan vatandaşlarımızın varlıkları, sorunları ve beklentilerini tespit etmeye yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çerçevede, yeterince din hizmeti alamayan topluluklara din hizmetinin götürülmesini Başkanlığımızın öncelikli sorumluluklarından biri olarak görmekteyiz.

4. Toplumsal birlik ve bütünlüğümüzün korunmasında en önemli faktörlerden biri olan dinin, her türlü politik, ticari ve etnik tartışmanın üstünde tutulması gerekirken son zamanlarda bölücü terör örgütünün, insanımızın samimi bir şekilde sahip olduğu din duygusunu istismar etmeye çalıştığı görülmektedir. Buna bağlı olarak, Diyanet İşleri Başkanlığıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bazı kişilerin “din kisvesi” altında bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek vermesi üzüntüyle müşahede edilmektedir. Bu durum, türlü zorluklara rağmen özverili biçimde din hizmeti yürüten görevlilerimizi ziyadesiyle rahatsız etmektedir.

5. Varlığımızın devamı ve Cumhuriyetimizin bekası için milletimizi millet yapan ortak değerlerin ve toplumun ortak mutabakatlarının bir arada ve ahenk içinde tutulması ne kadar önem taşıyorsa, bunları sağlayan öğretmen, doktor, imam gibi meslek mensuplarının ülkenin ortak yararı, geleceği ve duyarlılıkları ile uyum içinde çalışması da o derece hayati önem arz etmektedir. Esasında bütün meslek grupları toplumun huzuru, birliği ve dirliği için gayret gösterdiğinden bunlar birbirinin karşıtı ve alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan, eşit değerde hizmet üreten çalışma grupları olarak değerlendirilmelidir.

6. Aile, sevgi ve dayanışmanın bilfiil yaşandığı, temel insanî ve ahlâkî değerlerin öğrenildiği, din duygusunun geliştiği, vatan ve insan sevgisinin aşılandığı bir ortamdır. Asırlardır her türlü sosyal ve ekonomik sıkıntılar karşısında dimdik ve bir bütün olarak ayakta kalmamız, aile yapımızın sağlamlığı ile yakından ilgilidir. Kuşkusuz aileye verdiğimiz bu önemin altında İslâm’ın aileye yüklediği değer de yatmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm evlenme akdini sorumlulukları ağır bir sözleşme olarak kabul etmiş, evliliği eşlerin karşılıklı sorumluluklarını yerine getirdikleri ve kendilerine düşen ödevleri yapmayı taahhüt ettikleri bir güven sözleşmesi olarak değerlendirmiştir. Tarafların hür iradesi olmaksızın böyle bir sözleşmeden söz edilemez. Ne var ki, çok az da olsa bazı yörelerimizde genç kızlarımızın çocuk sayılabilecek kadar erken yaşlarda zorla evlendirildiği ve bu uygulamanın dine dayandırılmaya çalışıldığı esefle müşahede edilmektedir. Bu yaklaşımın ilmî ve dinî bir temeli yoktur. Öte yandan, evliliğin hiçbir zorlama olmaksızın tarafların özgür iradeleriyle gerçekleşmesi ve denklik de dahil kadınların her türlü hakkının gözetilmesi, ailede kalıcı huzuru ve mutluluğu sağlamanın önemli bir yolu olduğu kadar, İslâm dininin genel ilkelerinin ve Hz. Peygamber’in sünnetinin gösterdiği bir duyarlılığın da gereğidir.

7. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an ve hadislerde yer alan, Müslümanların tarihsel tecrübesinde yer edinen konular hakkında toplumu aydınlatırken, tarihi süreç içindeki yorum, yaklaşım ve uygulama zenginliğini olduğu gibi yansıtmaya çalışmakta, ancak bu zengin mirasın günümüzde nasıl yorumlanması gerektiğini de açık bir şekilde ifade etmektedir. Bu çerçevede Başkanlığımız, günlük hayatta gündeme gelen ve bir yönüyle dinî tecrübe ve geleneği ilgilendiren konuların hukuki ve kazai yönünün ülkemizin mer’i mevzuatı, aile hukukunda ise Medeni Kanun esas alınarak çözülmesi gerektiğine vurgu yapmaya özen göstermektedir. Bu tutumumuz, aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığının, hem dinin doğru bilgisiyle toplumu aydınlatma, hem de laiklik ilkesini esas alarak topluma hizmet sunma sorumluluğunun bir gereğidir. Aynı şekilde Başkanlığımız, Kur’an’ın ilgili ayetinin (en-Nisâ 4/3) çok evliliği değil tek eşliliği teşvik ettiğini, hukuken ve toplumsal genel kabul yönüyle tek evliliğin esas olduğu ülkemizde, kadının hakkı korunamadığı, çocukların nesebi ve mirası gibi konularda haksızlıklar söz konusu olduğu ve neticede kadın mağdur edildiği için ikinci evliliğin dinen de pek çok sakıncalar taşıdığını her vesileyle ifade etmektedir.

8. Dinî literatürde yer alan veya tarihsel süreçte İslâm geleneği içinde ortaya çıkmış olan bir takım görüş, bilgi ve rivayetleri bağlamından kopararak, bu konudaki bilgi bütünlüğünü, genel dinî ilke ve prensipleri görmezden gelerek anlamak, yorumlamak ve değerlendirmek, bunu da İslâm ve Müslümanlar hakkında genel bir yargının temeli olarak kullanmak doğru değildir. Aynı şekilde, Diyanet İşleri Başkanlığının veya Türkiye Diyanet Vakfının yayınladığı bini aşkın veya Başkanlığımız web sitesinde yer alan kırk civarındaki eserin birinden seçilmiş bazı kelime veya cümleleri yahut yorumlanmak üzere yer verilen rivayet veya bilgileri, bu yöntemle ve akabinde yer alan değerlendirme ve bakış açısını da göz ardı ederek alıntılamak, bunu güncel olaylara dair yeni verilmiş bir fetva gibi takdim etmek ve bu yolla Diyanet İşleri Başkanlığını medyada polemiklerin içine çekmeye çalışmak, dahası, esasen siyasi nitelikteki tartışmaları dinî kavram ve konular üzerinden yürütmek kabul edilemez.

9. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı aile ortamında sevgi ve güzel ahlâk ile yetişmesi, sadece maddi değil psikolojik, sosyal, kültürel gelişimlerinin, milli ve manevi değerlerin tevarüsünün bu ortamda gerçekleşmesi milletimizin huzur ve bekası için son derece önem taşımaktadır. Hal böyleyken, bazen çocuklarımızın bedensel veya ruhsal yönden istismara uğradıkları, en hassas ve etkiye en açık dönemlerinde çocuklarımızın birtakım olumsuz baskılar, yayın ve telkinlere maruz bırakılması üzüntüyle müşahede edilmektedir. Bunun için de Başkanlığımız, çocuklarımızın ruh dünyalarını zenginleştirecek, onları her türlü olumsuz etkiye karşı koruyacak tarzda bir din eğitimine, ülke genelindeki Kur’an Kursları, yayınları ve diğer faaliyetleriyle katkıda bulunma çabası içindedir. Ayrıca, aile içi şiddet ve ensest ilişkiye maruz bırakılan çocuklarla ilgili olarak öncelikle anne ve babaların ve bütün toplumun ağır manevi sorumluluk altında olduğunu ifade etmeyi de dinî bir görev bilmektedir.

10. Milletimizin konuk severliği, barış ve huzur içinde birlikte yaşama tecrübesi ve yerli-yabancı herkesin temel hakkına, mal, can ve namusuna saygısı tarihten gelen köklü bir karakteri olmakla birlikte, son zamanlarda ülkemizde misafir yabancılara yönelik insanlık dışı münferit bazı olayların cereyan etmesi sağduyu sahibi her bir vatandaşımız gibi kurum mensuplarımızı da derinden üzmüştür.

11. Hz. Peygamber’in insanlığa vermek istediği mesajın günümüz insanına sade ve anlaşılır bir dil ile sunulduğu bir eser oluşturmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulunca ‘Konulu Hadis Projesi’ ismiyle özgün bir çalışma sürdürülmektedir. Bu çalışma ile yüz seksen binden fazla rivayetten oluşan bir veri tabanı oluşturulmuş, hadisler konularına göre tasnif edilmiş ve her geçen gün daha da zenginleştirilen bir bilgi bankası oluşturulmuştur.

Bu bilgi birikimine dayalı olarak, ülkemizdeki akademisyenlerin desteğiyle, günümüz insanının dinî hayatı için önem taşıyan konular ele alınmaktadır. Hedef yeni bir yorum yöntemiyle ve güncel başlıklara göre kaleme alınan, anlaşılır bir hadis eserinin ortaya konulmasıdır. Dolayısıyla tamamen bilimsel esaslara göre yürütülen bu projenin birtakım yerli ve yabancı medya kuruluşlarında ele alındığı şekliyle dinde ‘reform’, ‘revizyon’ veya ‘devrim’ şeklinde nitelendirilmesi doğru değildir.

12. Çağdaş dünya sigaranın zararlarına karşı uzun bir zamandan beri çok somut tedbirler almış bulunmaktadır. Ülkemizde de sigaraya karşı başlatılan kanuni uygulamaları fırsat bilerek sigara bağımlılarının bu zararlı alışkanlığı terk etmelerini teşvik için elimizden gelen gayreti göstermemiz gerekmektedir. Dinimizin insan sağlığını tehdit eden her türlü alışkanlıktan uzak durulmasını istediğini ve sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmek için bunun gerekli olduğunu bu vesileyle tekrar hatırlatmayı yararlı görürüz.

13. Başkanlığımız hac organizasyonunda kategorilerin geliştirilmesine ve sunulan hizmetlerin kalitesinin her geçen yıl artırılmasına, özellikle de hac kayıtlarının ve hacla ilgili her türlü işlemin şeffaf, objektif ve adaletli bir şekilde yürütülmesine ve bu konuda vatandaşlarımızın bilgilendirmesine ayrı bir önem vermektedir. Ülkemizin hac kontenjanının sınırlı olduğu, yüz binlerce vatandaşımızın da hacca gitmek için sırada beklediği göz önüne alınınca her yıl kayıt açılmasının, objektif ve şeffaf biçimde kur’a çekilerek kayıt hakkının belirlenmesinin halihazırda bulunabilmiş en adaletli yol olduğunu, bunun için de kayıtlarda kur’a sırasına riayet edilmesinin ve daha önce hacca gitmiş olanların tekrar hacca gitme girişiminde bulunmamasının herkese düşen vicdani bir sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

14. Din hizmetlerinin ülkemiz genelinde verimli bir şekilde yürütülmesi için boş kadroların bekletilmeden doldurulması, imam evi bulunmayan köylerde imamlar için lojman yapılması öncelikli bir önem taşımaktadır. Ayrıca hangi kadro ve unvan olursa olsun ilk kez atanan personelin, göreve başlamadan önce görev ve bölgenin özellikleri dikkate alınarak makul bir süre kadar uygulama ağırlıklı bilgi, beceri ve tecrübe ile donatılmasında büyük fayda vardır.

15. İlahiyat fakülteleri ile sıkı bir işbirliği içinde olan Başkanlığımız, özellikle personelin hizmet içi eğitiminde İlahiyat Fakültelerinden büyük ölçüde yararlanmakta ve bu işbirliğini daha da geliştirmek istemektedir. İlahiyat Fakültelerimizin gelişme kaydetmesi ve din hizmeti alanında gerekli birikim ve donanıma sahip yeterli sayıda mezun vermesi, personelimizin din hizmeti alanındaki etkinlik ve verimliliğini doğrudan etkilediğinden, Başkanlığımız bu konudaki her adım ve girişimi memnuniyetle karşılamaktadır. Ancak ülkemizde yüksek din öğretiminin, geride kalan yarım asırlık tecrübe birikiminin ışığında yeniden ele alınmasına ve ilgili kurumlar arasında bu konuda daha sıkı işbirliğine ihtiyaç bulunmaktadır.

16. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarından bir kısmının Ankara ve İstanbul’da İlahiyat öğrenimi gördükleri program, Başkanlığımızın desteğiyle başarılı bir şekilde yürütülmektedir. Ne var ki, belirli batı ülkelerine yönelik bu programla yetinilmeyip daha kurumsal adımların atılmasına ihtiyaç vardır. Bu çerçevede, Türkiye’nin dinî tecrübesini, birikim ve bakış açısını dış dünyaya taşıyacak, özellikle Avrasya coğrafyasına yönelik bir Uluslararası İlahiyat Fakültesinin kurulması önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Türkçe ile birlikte Arapça ve bir Batı dilinin çok rahat konuşulup yazılacak bir düzeyde öğretildiği ve din alanında çağdaş dünyanın ihtiyaç ve beklentilerini önceleyen bir müfredat çerçevesinde eğitimin verildiği böyle bir fakülte ile gençlerin Türk-İslâm kültürünü ve ortak değerlerimizi daha iyi öğrenmesi ve bu coğrafyadaki ülke ve topluluklar arasında daha güçlü bağlar oluşturulması mümkün olacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
 

 

ADRES: Y.Camii Yanı Yeni Mah.(Ilıca) AZİZİYE TEL:0442 631 377 FAX:0442 6312785